Üniversitede Futbol Maçlarına Katıldık

Üniversite ortamı gerek yapısı gerekse doğası gereği insanın olgunlaşıp kendini bulduğu en önemli çağlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genç bireylerin kendilerini bir yandan sosyal olarak hayata hazırladığı, bir yandan da mesleki becerilerini kazanmaya çalıştığı üniversitelerde, insanların boş zamanlarında yaptığı en önemli aktivitelerden biri de elbette futbol, basketbol, voleybol, tenis, squash, yüzme, badminton, hentbol, satranç ve dama gibi spor oyunları oynamak.

 

İşte bir üniversitede futbol turnuvaları nasıl işliyor, onun sorusuna cevaben sizlerle bazı anılar paylaşalım…

 

Öncelikle her bir fakültede veya fakülteler arası topluluklarda çok ciddi bir halı saha maçı ekibi vardır. Bu Rivalo ekip adeta bir veri havuzu içine doluşmuş yüzlerce genç erkeği içerir ve şanslı ve ciddi olan takımlar haftada bir ya da birden fazla kez halı saha maçı yapıp zinde kalmaya çalışırlar.

 

Halı sahayı ayarlayan ekip liderleri ise genelde işi çekip çeviren insanlardır ve toplumda lider olarak kabul görmek isterler ancak; yaptıkları iş aslında liderlik gerektiren bir işten ziyade, tam bir işçilik olduğu için bazı insanlar tarafından hor görülürler ve bu liderlik istekleri adeta kullanılır.

 

Ancak, iş profesyonel düzeyde pek de öyle değil. Üniversiteler arası veya üniversitenin kendi içinde futbol turnuvaları büyük çekişmeye ve heyecana sahne oluyor. Gerek açık sahada 11’e 11 futbol, gerekse de salonda futsal şeklinde tezahür eden turnuvalar birçok seyirciyi çekerken rekabet; bu turnuvalarda çok yoğun yaşanıyor.

 

Bu yıl üniversitelerde düzenlenen turnuvalarda, Ankara özelinde ele alacak olursak kazanan Tıp fakültesi oldu. Çok güzel geçen turnuvada çok renkli görüntüler elde edilirken, maçlar adeta kıran kırana geçti.

 

Finalde Mühendislik fakültesini 6-3 mağlup eden Tıp fakültesi öğrencileri ödülünü alırken, sporun birleştirici gücü bir kez daha kendini belli etti.

 

Hayatının en güzel çağlarını yaşayan bireyler olarak, o yaşlarda zinde kalıp, spor yapmak hem ekip uyumunu hem de bireysel özgüveni hayli arttıran bir etken olarak karşımıza çıkarken, üniversiteye giden gitmeyen her genç için spor yapmak gerçekten bir zorunluluk gibi ele alınmalıdır.

 

Gerek dünyada sayısı gittikçe artan obez bireyler ve bunların beraberinde getirdiği ağır sağlık sorunları, gerekse de diğer sebepler insanların spor yapmasını adeta zaruriyet haline getirmekte ve üniversiteler de bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalışmaktadır.